KALP VE BEYİN

8 Haziran 2010 Salı

Eskiden olsa “Heart and Brain” diye başlık atabilirdim. Çok daha “cool” olurdu.

Bu yazı toplam 1484 kez okundu.

KALP VE BEYİN

Eskiden olsa “Heart and Brain” diye başlık atabilirdim. Çok daha “cool” olurdu. Ama Reklam Yaratıcıları Derneği, son altı yıldır tüm İngilizce meraklılarına dilini çıkartarak; bu alışkanlıktan (büyük oranda) vazgeçilmesini sağladı. RYD’nin gayretiyle, kendi diline sahip çıkmayan bir toplumun “cool” değil, “kul” olacağını anımsadık.

Bu tip çalışmalarla RYD’yi son dönemde başarıyla yöneten ekibin başında sevgili dostum Bülent Fidan var. Bülent’in yönetiminde RYD, Türkiye’nin en etkili sivil toplum örgütlerinden biri olduğunu defalarca kanıtladı.

Bizim dükkanda kartların altında ünvan yazılmaz. Ben bu mesleğin çıraklığından yetiştiğim, yıllarca her türlü kahrını çektiğim için kendime “Ajans Başkanlığı” lafını bir türlü yakıştıramadım. Buna da hep itiraz ettim. “Yaratıcı Yönetmen” denmesine bir itirazım olmadı ama bana sorarsanız, kendimi “reklamcılık yapan bir insan” olarak tanımlamayı tercih ederim.

Sevgili Bülent aylar önce, (ünvanlarla ilgili derin takıntıları olan benim gibi bir adama) “RYD Başkan Adayı olur musun?” diye sordu. En son sanırım ilkokul ikide “başkan” olmuştum. O zamandan beri sahip ol(a)madığım bir ünvanı sizlerin desteğiyle kazanabilmek için buradayım.
Bülent’in önerisini, iki ay düşündükten sonra kabul ettim. Onayımın nedeni, RYD adına bir şeyler yapabileceğime, bir taşı alıp bir taşın üstüne koyabileceğime inanmam oldu. Elbette tek başıma değil, sizlerin değerli katılımlarıyla.

Ben ekmeğini yazıyla kazanan birçok insan gibi, tanımların altındaki sırları kazımaya meraklı bir kişiyim. RYD Başkanlığı için aday olmaya böyle bir akıl kazısı sonucunda karar verdim.
Şunu sordum kendi kendime: Serdar Erener nedir?
Aklıma hemen başka isimler geliyor: Oğuzhan Akay nedir? Tibet Sanlıman nedir? Ali Taran nedir? Hulusi Derici nedir? Nesteren Davutoğlu nedir? Paul McMillen nedir?
Bu insanları “Ajans Başkanı” diye tanımlamaya meraklı kişiler bolca vardır. Hatta eminim pahalı saatlerin ve altın manşetlerin arasından çıkan eller, bu kişilerin ellerini sıkarken “Patron!” sözü de duyuluyordur.

Saydığım isimlerin birçoğu ile mesai yapma, bir arada bulunma onurunu yaşadım. Adlarını saymadığım pek çok değerli ustamız daha var.
Birileri bu kişileri “patron” veya “başkan” olarak görebilir. Bana göre bu kişiler reklam sektörünün “kalpleri” ve “beyinleri”dir. Bu kişiler reklamcılığın pırıltılı mekanlardan, gösterişli sözlerden çok öte bir kalp ve beyin işi olduğunu kanıtlayan ustalardır.
Türkiye’de pek çok patron var. Patronluk zor iştir. Reklam sektöründe de patronlar vardır. Çorbalarında tuzum olan pek çok genç arkadaşım, güzel arabalarından bana “patron gibi” el sallıyor yıllardır.

Ben patron değilim. Eminim ki Serdar Erener veya Oğuzhan Akay da değil.
Biz bir masaya kafasını koyup fikir üreten; kurşun kalemiyle boş kağıda yeni bir şeyler dökmeye çalışan fikir avcılarıyız. Ve işte bu nedenle biz, reklamcılık denilen mesleğin kalbini ve beynini oluşturan kişileriz.

Bir vücudun pek çok organa ihtiyacı vardır. Bu organlara tek tek hitap eden meslek grupları olduğu gibi, vücudun kendisini sahiplenen meslek grupları ve örgütleri de olabilir. Hepsine ayrı ayrı sevgi ve saygı duyuyoruz; iyi ki varlar.

Bizim işimiz ise iki basit organla: Kalp ve beyin.
Patron olabilirsin, ağa olabilirsin, şef olabilirsin, kral olabilirsin. Bunların hepsi için örgütler ve gruplar kurabilirsin. Ama bir beynin ve kalbin yoksa Reklam Yaratıcıları Derneği üyesi olamazsın.
Bu derneğin sermayesi kurşun kalem ve kağıttır. Tibet Sanlıman’ın veya David Ogilvy’nin sermayesi de sadece budur.

Reklam Yaratıcıları Derneği Başkanı olmaya talip oluyorum. Çünkü bu kalemin ve bu kağıdın onurunu korumak istiyorum.

Yeni mezun gençlerin ışıltısını devamlı kılmak; stajyerliği bir sömürü sistemi olmaktan çıkartmak; cilt makyajına harcanan paraların bir kısmının kalp ve beyin sağlığına harcanmasını sağlamaya çalışmak en büyük hedeflerim.

En yoksul reklamveren bile, en varsıl reklamcıdan daha varlıklıdır. Gösterişli bir reklam ajansında 80 kişi çalışırken, sıradan bir tekstil atölyesinden 1000 kişi ekmek yer.
Reklam, mal ve hizmet üreten diğer sektörlerle, onların sayısal değerleriyle aşık atamaz. Öte yandan reklam, mal ve hizmet üreten tüm firmaların cirolarına kendi sektörel gücünün çok ötesinde katma değer kazandıran, sihirli ve bambaşka bir iş koludur.
İyi reklam ve iyi reklamcı; mal ve hizmete değer katarak; ekonominin gelişmesine, istihdamın artmasına yardımcı olur. Buna kimyada katalizör deniyor. Bizler katalizörleriz; yani tepkimeye girmeyiz ama hızlandırırız.

İşte böylesine önemli bir meslek grubunun “yaratıcıları” olarak burada toplandık.
Önümüzdeki dönemde, üyelerimizle ve başka meslek örgütleriyle elele verip yeni projeler üreteceğiz.
75 lirası olan herkesin derneğimize üye olamayacağı ama üye olan herkesin kendini daha güvende hissedeceği bir yapıyı geliştirmeye çalışacağız.

Sevgili Bülent’in sıfırdan yarattığı tüm değerli çalışmaları devam ettireceğiz.
Hep aynı kişilerin jüri üyesi olmayacağı, gerçekten adil ve örnek uluslararası bir reklam yarışmasını başlatıyoruz. Bu konuda Bülent zaten olağanüstü adımlar atmış durumda.
Reklamverenlerle daha fazla iletişim kuracağız. Onların bizden, bizim onlardan, öğrenecek çok şeyimiz var.

İnanıyorum ki derneğimiz, bu iki yıl içinde reklam sektörünün kalplerine ve beyinlerine yakışan bir mekana sahip olacak. En büyük görevlerimden biri olarak, bunu görüyorum.
Reklam sektöründeki “aşağılama” hastalığını yenmek gerek. Kötüye kötü diyecek vaktimiz yok ama iyi gördüğümüz her şeyi yüceltme ve onurlandırma isteğimiz var.

Az önce ismini saydıklarım ve onlar gibi çok değerli diğer ustalarımıza hak ettikleri saygıyı göstermek ve onları sahiplenmek; bu derneğin en önemli görevlerinden biridir diye düşünüyorum.
RYD patronların değil; çırakların, kalfaların ve ustaların mekanı. Sadece İstanbul’dan değil, Türkiye’nin her ilinden ve dünyadan “erbab”ların buluşma noktası olmalı derneğimiz.
Bunlar hayallerimiz, planlarımız, ülkülerimiz.

Çok daha fazlasını hayal edip, hayaller içinde kaybolmaktansa; usul usul çalışıp ağır ağır yol almak galiba en iyisi.

Aklınıza ve ruhunuza sahip çıkın. Hepinize iyi yolculuklar dilerim efendim.

İlyas Başsoy
Reklam Yaratıcıları Derneği
Yönetim Kurulu Başkanı

« Geri Yukarı Facebook'ta Paylaş FriendFeed'de Paylaş


Diğer haber başlıkları

Etkinlikler

Anket

Reklam Yaratıcıları Derneği’nin sağladığı üyelik avantajlarından faydalanıyor musunuz?

Evet
Hayır

E-bülten

kaydet

Yeniliklerden ve bizlerden haber almak için e-posta adresinizi listemize ekleyiniz.